814 nolu Hadis’in
İzahı:
Falâk ve Nâs sûrelerine Muavvizeteyn
derler. Muavviz: Sığmdırıcı demekdir. Bu sûrelerin başında ins-ü cinnin ve
bütün mahlûkatın şerlerinden Allah'a sığınmak emrolunduğu için onlara, bu isim
verilmişdir.
Bunlara İhlâs sûresini
de katarak; üçüne birden «Muavvizât» derler.
Buhârî «Kitâbü'l-Fedâil»
de Hz. Âişe'den şu hadîsi tahrîc etmişdir :
«Resûlullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) hastalandığı vakif kendine Muavvizât'ı okur ve üfürürdü.
Ağrısı şiddetlenince ona, bunları ben okur ve bereketini umarak elini mesh
ederdim. Yine Hz. Aişe'den rivayet olunan başka bir hadîsde şöyle
buyurulmaktadır :
«Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) her gece döşeğine uzandığı vakit avuçlarını bir yere getirir; sonra
onların içine üfürerek Ihlâs, Falâk ve Nâs sûrelerini okur; sonra elleri ile
vücûdunun erebildiği yerlerini meshederdi. (Bu iş'e) başından, yüzünden ve
vücûdunun ön taraflarından başlar; üç defa tekrarlardı.»
Yine Buhârî 'nin
«Tefsir» bahsinde Hz. Ubeyyü'bnü Kâ'b 'dan naklen şu hadîsler rivayet
olunmuşdur:
1- Zırr b Hubeyş şöyle
demiş: Ubeyyü'bnü Kâ'b (Radiyallahû anh)'a Muavvizeteyn'i sordum; bana şu
cevâbı verdi: (Bunu) ben de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Seltem)'e sordum
da, bana şu cevâbı verdi.
Bana -Kul- [=
muavvizeyen'in başlarındadır: söyle demekdir] denildi; ben de söyledim.» İşte
biz de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in söylediği gibi söylüyoruz.
2- Zırr b. Hubeyş demiş
ki:Ubeyyü'bnü Kâ'b'a sordum :
— Yâ Ebâ'l-Münzir! Dîn kardeşin îbni Mes'ûd
şöyle diyor (ne buyurursun?) dedim. Ubeyy, bana şu cevâbı verdi:
— Ben, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'e bunu sordum da; bana şöyle dedi: Bana: Kul (Söyle); denildi. Ben de
söyledim.» Biz: de Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dediği gibi
diyoruz.
Bu iki rivâyetde Zırr b.
Hubeyş 'in, Hz. Ubeyy'e suâl sormasının sebebi, Hz. Îbni Mes'ûd Muavvizeteyn'i
Kur'ân'dan saymadığı içindir. Ubeyy (Radiyallahû anh) cevaben bunların
Kur'ân'dan olup olmadığını vaktiyle Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'e
sorduğunu; o da: Bu sûreleri bana Cebrâîl (Aleyhisselâm) okuttu yâni bunlar
Kur'ân'dandır; diye cevap verdiğini bildirmişdir.
«İşte Resûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nasıl dediyse biz de öyle deriz...» ifâdesi: Hz.
Ubeyy'in sözüdür.
Ebû'l-Münzir, Ubeyyü'bnü
Kâ'b (Radiyallahû anh)'in künyesidir. İbni Mes'ûd (Radiyallahû anh)
Muavvizeteyn'i Kur'ân'dan saymadığı için ashâb-ı kiram bu mes'e-lede ihtilâf
etmiş; sonra bu ihtilâf kalkarak mezkûr sûrelerin Kur'ân'dan olduklarına icma'
akdedilmişdir. Binâenaleyh bugün Muavvizeteyn'in Kur'ân'dan olduklarını inkâr
edenin küfrüne hükmolunur.
Ulemadan bâzılarına göre
Muavvizeteyn hakkındaki mes'ele onların Kur'ân'dan olup olmaması hususunda
değil; mezkûr sûrelere hâs bir sıfat ve hâssa hakkındadır.
-Ruhu'I-Beyân» da şöyle
denilmiştir: «Îbni Mes'ûd muavvizeteyn'i Kur'ân 'dan saymaz; onları mushafına
yazmazdı. O, (bu iki sûre gökten indirilmişlerdir. Gökten inen şey Rabbu'l
âleminin kelâmındandir. Lâkin Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onları
hastalığmda okur ve onlarla Allah'a sığınırdı.) demiştir. Şu halde onların
Kur'an'dan olup olmadıklarında şüphe etmiş demekdir. Ama îbni Mes'ûd'un bu
sözünden dönmüş olması muhtemeldir.»
Gerçi İmam Ahmed ile
İbni Hibbân'ın rivayet ettikleri bir habere göre Hz. Abdullah b. Mes'ûd'un Muavvizeteyn'i
Mushaf'ına yazmadığı hattâ yazıldığını gördüğü mushaflardan, onları kazıyarak.;
— Bunlar Kur'ân'dan
değildir; dediği bildirilmişdir. Fakat Bezzâr'ın beyânına göre sahabeden hiç
biri İbni Mes'ud 'un bu sözünü kabul etmemişdir. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi
ve Selletn)'in bu iki sûreyi namazda okuduğu sahih rivayetlerle sabit olmuşdur.
Nevevî: «İbni Mes'ûd
'dan nakledilen rivayet bâtıldır; aslı yoktur.» demiştir. (Tabakaat-ı Şafiyye)
sahibi de şöyle demektedir: « Kaadî Ebû Bekir (El-İntisâr lil-Kur'ân» adlı
kitabında —ki bu eser bir âlimin okumadan geçmemesi gereken büyük bir
kitaptır.— Büyük bir bâb tahsis ederek orada bu sözü Abdullah b. Mes'ud 'dan
nakleden râvinîn hatasını açıklamıştır. Bunun Hz. Abdullah üzerinden yalan
söylediğine kat'î delil vardır.».